Bugun...


Hayrettin ERTEKİN

facebook-paylas
Kur’an ve çocuk… (2) 04-08-2022
Tarih: 04-08-2022 09:58:00 Güncelleme: 04-08-2022 09:58:00


Bu bağlamda çocuklara Kur’ân-ı Kerim’de dağlardan bahseden, “…Ve dağları yeryüzüne kazıklar gibi çaktık.” (Nebe’, 7) ayetiyle “Dağları gördüğün zaman, onları cansız varlıklar zannedersin.

Halbuki onlar, bulutlar gibi hareket etmektedirler.” (Neml, 88) ayetini örnek verebiliriz.

Bu iki ayet, günümüzdeki Jeoloji ve Astronomi bilim dallarının verdiği bilgilerle çok dikkat çekici hale gelmektedir.

Bu eğitim öğretimde takip

edilmesi gereken metotlar neler olmalıdır?

Eskilerin bir sözü vardır,

Usûl olmadan vusûl olmaz.

Şüphesiz ki, hem çaba ve gayret, hem de dikkat gerektiren Kur’ân öğretimi de mutlaka bir usûle ve metoda muhtaçtır.

Diyebiliriz ki, geçmişten günümüze dek İslam dünyasında müminler, çocuklarının eğitim-öğretim faaliyetlerine önce Kur’ân-ı Kerim’i öğreterek başladılar.

Doğrusu, “Rabbi yessir velâ tuassir. Rabbi temmim bil-hayr” diye başlanılan bu faaliyet, her zaman bu sözleri söyleyeni maksadına erdirmiştir diyebiliriz. Bunda tabii ki Allah Teâlâ’nın, “Andolsun ki, Biz Kur’ân’ı çok kolaylaştırdık…”

ayetinde ifade buyurduğu “ilahi kolaylaştırma”nın da bunda

rolü vardır.

Ancak bugün için biz, etrafı pek çok zararlı unsurlar ve engellerle çevrilmiş, internet, tablet ve cep telefonu ile kuşatılmış çocuklarımıza ve gençlerimize Kur’ân’ı daha kısa sürede öğretmek ve okuyabilecek bir duruma getirme sorumluluğuyla karşı karşıyayız. Bunu gerçekleştirmek için yola koyulurken, öncelikle şu iki hususa dikkat etmeliyiz.

Birincisi, çocuklara Kur’ân’ı sevdirmek nasıl ki, öncelikle anne babanın vazifesi ise, onu okumayı öğretmek işi de bu konuda ebeveyn dışında uzman birinin görevi olmalıdır. Kur’ân öğretiminde bu husus, “Fem-i Muhsin” kavramıyla ifade edilir.

Öğretim işinde yeterli, yetenekli, okuyuşu ve öğretmesi güzel anlamına gelen bu kavram, aslında “nasıl bir öğretmen?” sorusuna da cevap niteliğindedir, bu bir…

İkinci husus ise, eğitim-öğretimde son yıllarda ciddi bir ilgi gören “Çoklu Zekâ Teorisi”ni, Kur’ân öğretiminde de göz önünde bulundurmak gereğidir.

Bu teoriye ait şu bilgi çok önemlidir..

Howard Gardner adlı bilim adamı, 1983 yılında yazdığı eserinde insanlarda, bilinen haliyle sayısal ve sözel şeklinde iki tür değil, sekiz farklı zekâ türü olduğunu ve bir ya da birçok zekâ türünün aynı anda bir insanda bulunabileceğini ortaya koydu…

Kısa bir süre sonra tüm dünyada kabul gören bu teorinin, aslında “İnsanlar madenler gibidirler.” Hadis-i Şerifiyle işaret edilen hususa; yani insanların her birinin farklı özelliklere sahip olduklarına dikkat çektiğini söyleyebiliriz. Doğrusu bugün, genel eğitim-öğretimde “Çoklu Zekâ Teorisi”ni dikkate almanın ciddi bir başarı artışına vesile olduğu kabul edilmektedir. Diyebiliriz ki, Kur’ân

öğretimi özelinde de bu teorinin gereklerini yerine getirmek,

başarıda gözle görülür bir artış sağlayacaktır.

Bu bağlamda, çocuklarımıza Kur’ân öğretirken dikkate almamamız gereken metodları iki başlıkta ele alabiliriz.

 



Bu yazı 584 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
GAZETEMİZ

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
YUKARI