Bugun...


Yaşar EYİCE

facebook-paylas
ŞİKÂYET BİTMİYOR
Tarih: 22-06-2024 00:51:00 Güncelleme: 22-06-2024 00:51:00


Urla’dan komşum, meslektaşım ve dostum, ailece ‘Gerçek devletçi’ Haluk Narbay zaman zaman yaşadığı, gördüğü ve duyduğu sorunları yetkililere duyurmam için benimle paylaşıyor.

Çevresi çok geniş olan Haluk Narbay’ları ailecek ziyaret eden iki ünlü tıp profesörü sohbet sırasında fikir teatisinde bir sıkıntılarını dile getirmişler.

‘Çok üzüldüm!’ diyen üst yöneticilikten emekli Haluk Narbay ile sohbetimizde ‘sorun’ olarak gördüğü sohbeti şöyle özetledi:

‘Her ikisi de iki ayrı büyük ve saygın özel hastanede hastalarına şifa vermek için çaba harcıyorlar.

Çok sık dünyanın çeşitli bölgelerindeki konferanslara katılıyorlar.

Fakat ne yazık ki toplumun çok değer verdiği doktorluk görevini üstlenen iki dostun belirttikleri sitem üzüntü verici ve bana göre büyük bir ayıp!

Özel hastanelerdeki doktorlar maalesef herkesin alabildiği özel pasaportla ancak yurt dışına çıkabiliyorlar, bunlara yeşil pasaport verilmiyor

Yani özelde çalıştıkları için cezalandırılıyorlar.

Peki Avukatlara yeşil pasaport niçin veriliyor?

Burada bir adaletsizlik var, ya da bir unutma ihmal her neyse nasıl adlandırılırsa adlandırılsın bir yanlışlık bir eksiklik var.

Bayram dolayısıyla yurt dışına geziye yeşil pasaport ile gidenlere layık görülen yeşil pasaport, ilim bilim için kongrelere gitmekte olanlara da layık görülmeli…’

Eminim ‘özel hastane’ sözü bazılarının olumlu bakmasını önlemiştir.

Gerçekçi ve doğru düşünmemizi de, algı yöntemi ile olumsuz etkilemiştir.

Bunları burada tartışacak değilim…

Gerçek bilim insanlarımıza, nerede olurlarsa olsunlar gerekli ilgi ve hassasiyetle yaklaşım gösterilmelidir.

Ben de sevgili Haluk Narbay’a özetle şöyle dedim:

‘Çok teşekkürler...

Güzel bir konu, hukukçular siyasette hâkimler.

Tüm yasalar onların lehine!

Avukata işi düşen yanıyor!

Bir düşünün mutlaka sizi de yasalara uyarak, ortağınız olmuşlardır.

Bir asırlık, geçmişten bu güne olan hakkınızın önemli bölümü beş dakikada avukatınızın olmuş, ona geçmiştir…

Bunu nasıl yorumlarsanız, yorumlayın…’

YAŞLI BİR BABA…

Yaşlı birisi, kuzu etinden imal edilmiş yaprak döneri çok severmiş…

Bir gün canı yaprak döneri çok çekmiş.

Babasının isteğini fark eden oğlu, almış babasını ve güzel bir lokantaya götürmüş…

Baba, yemeği önce kendisi yemek istemiş…

Ancak yaşlılığın verdiği zayıflık sonucu elleri titrediği için lokmayı ağzına götürmek istediği her seferinde üzerine dökmüş, yağı sakalına damlamış…

Lokantadaki insanların bakışları da pürdikkat onların üzerindeymiş… Aşağılayıcı bakışlar, alaycı tavırlar, surat ekşitmelerle arada bir yaşlı babaya bakıyorlarmış.

Bir süre sonra oğlu sabır ve itina ile lokmaları babasının ağzına koymaya başlamış…

Nihayet yemek bitmiş ve oğlu babasını alıp lavaboya götürmüş, elini-yüzünü iyice yıkamış, üstünü-başını silip temizlemiş, saçını-sakalını düzeltip taramış, gözlüklerini silip gözüne takmış, ardından da koluna girip dışarı çıkarmış…

Lokantada bulunanların hakaretamiz bakışları hâlâ onların üzerinde… Hiçbir bakışı umursamayan çocuğun ise yüzünde hep tebessüm varmış, babası çok sevdiği yemekten yiyip lezzet aldığı için…

ARKASINDAN SESLENEN

Yemek parasını ödeyip çıkıyorlardı ki, arkalardan yaşlı bir amca seslenmiş:

– Hey evlat, burada bir şey bıraktığını unutmadın mı?

Az düşündükten sonra çocuk cevap vermiş:

– Hayır, masada bir şey bıraktığımı sanmıyorum!

Yaşlı amca:

– Hayır evlat, yanılıyorsun. Sen burada çok değerli bir şey bırakıp gidiyorsun!

Şaşkınlık içinde:

– Ne bırakmışım ki amca?

– Sen burada, her evlat için bir ders ve her baba için bir umut bırakıp da gidiyorsun!…

Tam bir sessizlik hâkim olmuştu salona…

Herkes yaptığından, düşündüğünden utanç duyuyordu…

Unutmuşlardı bir an, her sıkıntıda babalarına sığındıklarını:

HEP İSTERİZ

– Baba! Şunu istiyorum.

– Baba! Bana şunu al.

– Baba! Şu okulda, şu üniversitede okumak istiyorum, şu kadar harç gerekiyor.

– Baba! Okul masrafları için şu kadar para lazım.

– Baba! Falan şehre gezmeye gitmek istiyorum, para ver.

– Baba! Doğum günümde bana ne aldın?

– Baba!…

– Baba!…

Ama bir defa olsun dememişlerdi sanki:

– Yanımdasın ya baba, benim için her şeye değer ve yeter!…

– Babam! Senin yanında olmak benim için bir dünyadır…

Hep sahip olmak istediklerimizden söylenip durduk, yokluklarımızdan sitem edip şikâyetçi olduk… Ama belki de hiç sormadık ona:

– Baba! Senin benden bir isteğin var mı?

Çoğumuza sormuşlardır kesin çocukluğumuzda, “Anneni mi çok seviyorsun, babanı mı?” diye. İlk başta “Her ikisini.” desek de az ısrar sonucu utanarak, sıkılarak kısık sesle, “Annemi.” diyorduk; buna rağmen baba içindeki acıyı bize hissettirmeden tebessüm ediyordu. Kim bilir, belki de herkesin yanında utanıyordu…

ÇOK AMA ÇOK ZOR

Ama bir gün gelir de kayıp giderse elinden, aile fertlerinin güzel yaşaması için ne tür zahmetlere katlandığını işte o zaman anlarsın…

Düşünüyorum da baba hakkında bir sure inmiş olsaydı, kesin babaya da yemin edilirdi:

Andolsun ekmek kokan nasırlı ellerine!…

Andolsun hep kaygı taşıyan gözlerine!…

Andolsun içine akan kutsal gözyaşlarına!…

Andolsun keder dağına dönüşen yüce kalbine!…

Andolsun gururuna, garipliğine, kadri bilinmeyen kadrine!…

Cennet senin ayaklarının altında olmasa da…

Tüm Babalara armağan ediyorum.

Her yıl Haziran ayının üçüncü pazarında kutlanan ‘Babalar günü’ bu yıl Kurban Bayramı’nın ilk gününe rastladı.

Gerektiği şekilde kutlanamadığı gibi ben de bir şeyler yazamadım, ki dört yaşında babamı kaybettiğim için ‘Baba’ diye seslenen bir çocuk hep gözlerimin dolmasını sağlar nedense…

Ben de Ilkay Şimşek’ten alıntı yaparak biraz geç de olsa paylaşmak istedim.

Ne derler;

Ömür biter, telaş bitmez!

Bir kahve içimi kadar da olsa; sevdiklerinize zaman ayırın!...

Ne derler:

Bakmak, gözün işidir, görmek kalbin!...

Sevmek şöyle de tarif ediliyor:

‘Sevmek güzel birinde aşkı aramak değil, o kişide bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında kendini bulmaktır.’

 



Bu yazı 729 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Linkedin RSS
YAZARLAR
GAZETEMİZ

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI