Bugun...


Nagehan CANBUL

facebook-paylas
Eğitim Yuvasında Hepimizi Kahreden Acı 
Tarih: 23-05-2024 01:33:00 Güncelleme: 23-05-2024 01:33:00


Mayıs ayında Türkiye eğitim camiasında yaşanan  acı bir olayla sarsıldı.. İstanbul’un Eyüp ilçesinde, Mayıs 2024’te gerçekleşen ve tüm ülkeyi sarsan öğretmen cinayeti, eğitim camiasında ve toplumda derin yankılar uyandırdı. Özel bir okulda görev yapan İbrahim Oktugan’ın, bir öğrencisi tarafından silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi, eğitimde şiddetin boyutlarını ve gençler arasındaki artan gerilimi gözler önüne serdi.
Oysa  öğretmenlerimi geçeceğimiz yolları aydınlatan kandildi
“Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” - Hz. Ali 
İslamın düstur ve anlayışı bir harf öğretene dahi ömür boyu  saygı  ve hürmeti benimsiyor.. lim ve irfan sahibi insanlar kolay yetişmiyor…
İbrahim Oktugan’ın trajik ölümü, eğitimcilere yönelik şiddetin sadece bir istatistik olmadığını, ülkemizin gelecek nesillerini aydınlatan değerli neferleri öğretmenlerimizin güvenliğine dair zayıf yanları da gözler önüne serdi…
Maruz kalınan bu şiddet, sadece onların güvenliğini tehdit etmekle kalmıyor, eğitim kalitesini ve öğrenci motivasyonunu da baltalıyor… Eğitimcilerin seslerini duyurmak için yaptıkları eylemlerde toplumun he katmanı birleşti kenetlendi ve tek yürek oldu.
Bu yaşanan  acı kayıp bazı yönleriyle daha derin analiz edilmesi gereken sorunların da göstergesi. 
Sosyal Entegrasyona Yönelik Acil Çözümler Gerekiyor
Olayın nedenlerine baktığımızda ardındaki sorunlar çok katmanlı ve karmaşık. Öğrenci Y.K.'nın ifadesine göre, dil kullanımı ve kültürel farklılıklar etrafında yaşanmış bir tartışma, yaşananların kıvılcımı oluyor. Öğrencinin, disiplin cezaları ve okulla ilişkisinin kesilmesi ardından yükselen öfke ve tepki trajik bir sonuca yol açtı. Okullarda farklı ülkelerden gelen bir öğrenci çeşitliliği  ayrıca benzeşmeyen kültürel arka planlara sahip öğrencilere yaklaşım  ve uyum konusunda karşılıklı atılacak adımların tam manasıyla bir yol haritası olmaması da ciddi sorunları da beraberinde getiriyor…
Eğitim sistemimizdeki stres, devlet okulları özel okullar rekabet , öğrencileri ve öğretmenleri zorluyor. Eğitimde şiddetin önlemek için yalnızca  yasal düzenlemeler önleyici olmayacaktır. Toplumsal farkındalık ,sosyolojik çözümlerle ilerleyerek eşgüdümlü sağlanabilir..
Bu trajik olaylar, eğitim sistemimizi toplumsal değerlerimizi yeniden incelememizi ve irdelememizi gerektiriyor. Şiddetin önlenmesi, sadece eğitimcilerin değil, tüm toplumun işbirliğiyle mümkündür.
Türk Eğitim-Sen gibi eğitim sendikalarının bu elim olayla harekete geçti ve “Eğitimde Şiddet Yasası” talebinde bulundu..
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin öğretmen ve eğitim çalışanlarına karşı işlemen suçlarda hapis cezalarının %50 oranında artırılmasını, ceza ertelenmesi veya tutuksuz yargılama yolunun kapatılmasını talep ettiklerini belirtti.
Bakan Tekin, eğitimde şiddetin kökünü kazıma olarak adlandırdığı sürecin hayati olduğunu belirtti ve sürecin hayati olduğunu belirtti ve tüm paydaşların bu konuda üzerlerine düşen sorumlulukları özenli bir biçimde yerine getirmelerini istedi.
Milletin Yapı taşı Gelecek Nesillere Şekil Veren Öğretmenlerimiz
“Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir”- M. Kemal Atatürk 
Eğitim, sevgi saygı özveri üzerine kurulu bir toplumsal dinamiktir. Milletin istikbali  için hepimize düşen sorumluluklar var.
Öğretmenlerimize  güvenli ve saygın ortamın sağlanması zaruridir . Eğitimde şiddet, hepimizin meselesidir. Eğitimciler, veliler, sivil toplum örgütleri, kamu kurumları ve tüm paydaşlar, bu problemle baş etmek için çaba göstermelidir.
Bu acı verici olay, neticesinde öğretmenlere yönelik şiddetin yalnızca eğitimcilerin güvenliği açısından değil aynı zamanda eğitim kalitesi ve öğrenci açısından da psikolojik konsantrasyon zorluğu ve endişe  gibi ciddi sonuçları olduğunu görüyoruz.
Eğitimci  ve öğrenciler arasındaki iletişimi güçlendirecek yöntemlerin psikolojik ve sosyal kurs eğitim gibi süreçlerin yürürlüğe konulması geliştirilmesi ve kültürel farklılıklara saygıyı teşvik eden bir eğitim ortamının oluşturulması şiddet sarmalının durdurulması açısından son derece yararlı olacaktır . Hayatını kaybeden öğretmenimiz İbrahim Oktugan’ın trajik ölümü, eğitim sistemimizdeki açıkları ve eksiklikleri bizlere acı bir şekilde gösterdi.Toplumca eğitimde gençlerimize yaklaşım güncellemeleri getirmemiz gerektiğini değişen ve bir hayli çeşitlenen sosyo kültürel yapının dinamiklerini tekrar değerlendirmemiz gerektiğini kurumlara  hatırlatıyor. Eğitim, yalnızca akademik başarı üzerine kurulmak yerine öğrencilerin psikolojik ve sosyolojik durum ve konumlarınıda anlayabilen bir yapıya sahip olmalıdır. 
Eğitim yuvalarımızda öğretmenlerimiz ve geleceğimiz olan milyonlarca çocuğumuzun durumu, toplum hafsalasında korku ve şiddetle özdeşleşmemeli aksine güven emniyet önceliğimiz olmalıdır…Sağlıklı bir toplum için huzur sükunu sağlanmış mental olarak pozitif  tüm organlarıyla öğretmeni öğrencisi sevgi saygı ile kenetlenmiş eğitim yuvaları şarttır….

 



Bu yazı 1084 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Linkedin RSS
YAZARLAR
GAZETEMİZ

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI