Bugun...


Tahsin ATAİZİ

facebook-paylas
Asker Gözüyle Fırat’ın Doğusu ve Operasyonlar 13-9-2019
Tarih: 13-09-2019 09:23:00 Güncelleme: 13-09-2019 09:23:00


“Fırat’ın doğusundaki güvenli bölgeyi tamamladığımızda 1 ( bir) milyon insanı iskân etmeyi planlıyoruz” diyor Cumhurbaşkanı…

Ayrıca kendi yurttaşlarımıza veremediğimiz imkanları 100-150 m2 bahçeli, 250- 300 m2 evleri ( belki de dayalı döşeli) savaştan kaçan ülkesini savunmayan kahraman(!) Suriyelilere vermeyi düşünen planlayan yetkililerimiz  var. Medyanın TV’lerin yalancısıyım. Benim de bir ilave fikrim var oldu olacak iskan ettiklerimiz Suriyeli ailelere de bir-iki (1-2) dönüm toprakta verelim ki; tanzim satışlarından daha ucuza; Domates- Patates mi hıyar mı?  Salatalık yer benim halkım… Vah vah zavallı halkım.; demeye dilim varmıyor. Halkım milletim asla ZAVALLI olamaz, olmamalı da… Verilen kararlar planlar ortak anlaşmalar ne olursa olsun!

Sonuçta: Eğer bölge fiilen güvenilir bölge olarak hâkimiyet sağlanması halini de stratejist Abdullah AĞAR’la yapılan istişare:

Türkiye’yi Irak/Suriye/Orta Doğu üzerinden Mezhepçi-Sünnici-İhvancı-Siyasal İslamcı-Cemaatçi-Tarikatçı-İdeolojik İslamcı-Halifeci-Osmanlıcı GAZ ve RÜZGÂRLARLA/SİYASET ve STRATEJİLERLE dünya jeopolitiğinde konumlan(dırıl)mak Türkiye ve KARAR VERİCİLERİNE kurulmuş bir tuzaktır.

Türkiye’yi çözümün bir parçası olmaktan çıkartıp, sorunun bir parçası haline getirmek, eksenleştirip karşıtlaştırarak, radikalleştirip HEDEFLEŞTİRMEK amacıyla küresel ve bölgesel bazı kurgulayıcılar ve uygulayıcılar tarafından tasarlanmıştır.

Ne bileyim?

Daha önce söylemiştim, ama dün-bugün Suriye/Türkiye ve bölgesel jeopolitikteki dalgalanmaları görünce, yarın olabilecekleri düşününce tekrar söylemeyi düşündüm.

Türkiye bu tehdidi kuruluş aşamasında görmüş ve oluşturduğu kimya ile bu kavramsal ve jeopolitik tehdidi etkisiz hale getirmişti.

Ama benzer bir oyun bu dönemde yeniden kurgulanmış ve uygulamaya konmuştur.

Fırat’ın doğusunda MÜŞTEREK KARA DEVRİYESİ:

‘Bu şekliyle kalır veya bu haliyle devam ederse’

DAVUL TOZU MİNARE GÖLGESİ

Taktik görüntülü idari bir faaliyetten ibarettir.

Analizim.

Yapılan kara devriyesinin sembolik olarak bir değeri var.

Ama sadece sembolik!

Türk bayrağı 2 saat 40 dakika Fırat’ın doğusunda dalgalanmış oldu.

O kadar!

Bununla tatmin olanlar ve bundan umut arayanlar için ne ala.

Bir diğer tarafıyla ABD-Türkiye iş birliğine dair bir anlamı var.

Müşterek harekât merkezi çalışıyor!

Ama bu da sadece bu kadar.

Etki ve sonuç odaklı bir arayış içerisindeyiz.

Müşterek harekât merkezi ve bunun üzerinden yürütülen faaliyetler bu faydayı üretir mi?

Veya müşterek harekât merkezi ve olası süreç, etki ve sonuç arayışında tatmin edici parametreler oluşturabilir, işleyen süreç işimizi rahatlatacak bir ispat ya da güven üretebilir mi?

Peki ya bu taş, ürküttüğü kurbağalara, ürettiği yeni tehdit ve sonuçlara değer mi?

Ya da üstümüze çektiğimiz şimşeklerden bizi kim korur?

İrdeleyelim.

 

***

 

Fırat’ın doğusunda önceki gün başlayan müşterek devriyelere benzer müşterek devriyeler Menbiç’te başlayıncaya kadar TSK Menbiç kırsalında 60 kadar koordineli bağımsız devriye yapmıştı.

Uzadıkça uzayan bu süreç sonrası ABD devriye sürecine dahil olmuş ve süreci daha da uzatan müşterek koordineli devriye süreci başlamıştı.

Menbiç’te bir model oluşacak, Fırat’ın doğusuna da uygulanacaktı.

Sonuçları ortadadır.

Aylar umutları ve güveni tüketerek geçip gitmişti.

Şimdi ise daha ilginç ve daha farklı bir durum var.

Örneğin uzadıkça uzatılan zamanlar yok.

Hatta zamanla bir yarış var!

 

5-7 Ağustos’ta yapılan müzakerelerin hemen sonrasında;

- Müşterek harekât merkezinin kurulma aşamalarını,

- Üst düzet ABD’li komutan ziyaret ve temaslarını,

- Başlayan İHA uçuşlarını,

- Helikopter keşiflerini,

- En son da müşterek kara devriyelerini gördük.

Çok kısa zamana sığan önemli adımlar!

Belli ki ABD’nin koordineli bağımsız devriyeler sürecini es geçmesine neden olan bazı farklı parametreler, bir zamanla yarış, bazı saha ve konjonktür hassasiyetleri var.

Bunu Türkiye’nin Rusya ve İran inisiyatifleri olarak okumak mümkün.

Türkiye’nin Rusya ve İran gibi Avrasya’yı temsil eden bu ülkelerle gelişen bu iş birliklerini ve güveni geriletmek, bozmak ve dağıtmak da son derece önemli.

Açıkçası ABD, müşterek harekât merkezi üzerinden;

- Türkiye’yi elinde tutmuş,

- Türkiye’nin bir harekât yapmasını engellemiş, en azından geciktirmiş,

- Türkiye’nin Rusya ve İran ile ilişkilerini germiş, Astana sürecini riske sokmuş ve gelişen güven skalasını aşağıya çekmiş,

- Konsantrasyonu, sorunsalı ve tehdidi Fırat’ın doğusundan İdlib’e çevirmeye çalışmış,

- Suriye’de kendi varlığı, etkisi ve meşruiyetiyle ilgili kaygan zemini sağlamlaştırmak istemiştir.

 

Öte tarafıyla, acaba TSK unsurları ‘aynı Menbiç’te olduğu gibi’ ABD unsurları olmadan Fırat’ın doğusunda koordineli bağımsız devriye atmaya başlasaydı ne olurdu?

O zaman taktik araçlarla (taarruz helikopterleri ve MRAP zırhlılarla), taktik personel ve silahlarla icra edilen, tahditlerle şekillenmiş ve tehditleri minimize edilmiş bu idari faaliyet gerçek anlamda taktik bir hareket ve girmeye dönüşür ve karşılaştığı-tespit ettiği terör tehditleriyle, gerekçeleri oluşmuş geniş kapsamlı bir harekâta zemin oluştururdu.

Ya da gerçekten YPG/PKK’nın boşalttığı alanlar, derinlik-genişlik ve meskûn mahal kapsamlarıyla görülür, müttefiklik hukukuna uygun reel denklemler gelişirdi.

“Büyük askeri emeklerle icra edilmiş olsa bile” dün sahada gördüğümüz, ABD’nin hedef ve menfaatlerine hizmet eden, karasal platformu ABD tarafından biçimlendirilmiş, sunduğu görüntülerle göz alıcı (!) bu şekliyle kalır ve/veya bu haliyle devam ederse, üreteceği sonuçlar itibariyle DAVUL TOZU MİNARE GÖLGESİ taktik görüntülü idari bir faaliyetten ibarettir.

Belki bir umut, Türkiye ABD ile başlayan Müşterek Harekât Merkezi faaliyetleri hem ABD-Türkiye ilişkilerini hem de sahadaki oldu bitti durumu tatmin edici bir seviyeye taşıyabilir, ama şu andaki bu durum ve bu durumun seyri, aranılan ve umulan etkinin çok uzağında ve açısı-gidiş yönü son derece farklı ve risklidir.

Türkiye;

- Ayn el Arap-Tel Abyad ve Resulayn başta bütün meskun mahalleri de kapsayacak şekilde 30-40 km derinlikte ve bütün sınır boyunca,

- Ülkesini koruyacak,

- Ülkesinde yaşayan ve olası İdlib’teki çatışmalardan kaçıp Türkiye sınırına dayanan milyonların barınabileceği,

- ABD’nin dönemsel ve taktiksel bir ilişki olarak tanımladığı ve şimdi yalancı duruma düşmesine neden olan İŞİD’le gerekçelendirildiği YPG/PKK/DSG bağının, terör örgütünün kullanım süresi bittiğinde ilga imha ve dağıtılmasıyla ilgili ispat bir alanın peşinden koşarken…

ABD; Türkiye’yi tehdit eden, başta;

- Ötekileştirici, yalnızlaştırıcı siyaset ve stratejilerinden,

- YPG/PKK’nın doğrusal olarak kullanmaktan ve desteklenmekten,

- Meşrulaştırma, varlığına alıştırma ve kalıcılaştırma eğilimlerinden,

- IŞİD’i ürettiği tehdit ve varlıkla asimetrik olarak kullanmak başta Türkiye’yle ilgili 4. Nesil savaş aygıtlarını kullanmaktan vazgeçmiş görüntüsünden çok uzaktır.  

ABD, Türkiye ile geliştirdiği Müşterek harekât merkeziyle ilgili bu bir aylık zaman diliminde;

- YPG/PKK’ya desteğini sürdürmeye,

- YPG/PKK’lılarla da müşterek devriyeler atmaya (!) ve bunun Türkiye’ye karşı sözde mütekabiliyet ve meşruiyet üretmeye,

- ‘General’ diye tanımladıkları YPG/PKK’nın Suriye’deki elebaşını meşhur ABD televizyonlarında konuşturmaya,

- YPG/PKK’lıları gasp ettikleri terör alanında ziyaret etmeye,

- Eğitim, yapılanma, teşkilatlanma, fonlama, donatma vs. YPG/PKK’ya etki ve nüfuzunu arttırmaya devam ettiler.

Kısaca bir yandan Türkiye ile işbirliği yapıyor görüntüsü verirken bir diğer yandan YPG/PKK ile oynamaya devam ediyorlar.

Peki Türkiye ne yapar?

Olası bir harekât ve yığınak iradesi ortada duruyor.

Türkiye karşı karşıya kaldığı çok büyük sorun ve tehditler vardır, doğru.

Ama Türkiye’nin geleceğe dair tercihleri çok önemlidir.

Jeopolitik kart ve avantajları da.

Belki istediği gibi bir oyun kuramaz, ama oyunların istenildiği gibi oynanmasına engel olabilecek/bozabilecek bir gücü mutlaka vardır.

Başına örülen çorapları pahalıya ödetebilecek bir iradesi de.

Hele ki küsküyü doğru yere yerleştirip, desteği doğru yere koymuşsa ve kuvveti doğru yerden uygulamayı başarmışsa.

 

 

 



Bu yazı 827 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
GAZETEMİZ

YAZARLAR
HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YUKARI