Bugun...


Nevzat LALELİ

facebook-paylas
GÖREVDE LİYAKAT ESASTIR 28-03-2020
Tarih: 28-03-2020 10:10:00 Güncelleme: 28-03-2020 10:10:00


Toplumun güçlü olabilmesinin ilk şartı o toplumun bir başının (emiri) olması ve ona itaat edilmesidir. İkinci önemli husus, topluma ait işlerinin düzenli bir şekilde yapılabilmesi için insanlar arasındaki iş birliğinin (organizasyonun) en uygun şekilde sağlanmasıdır. “Kim neyi, ne kadar, ne zamanda, kimlerle ve nasıl yapacak?” sorularının cevaba kavuşmasıdır. Bunun için topluma ait işlerin bir dökümü çıkartılır ve bir zaman aralığı içinde bu işleri yapmaya ehil (usta) olanlar arasından en uygun olanlar belirlenir ve işler onlara tevdi edilerek (verilerek) yapmaları istenir.

Bir topluma ait o kadar çok iş vardır ki, bunların bir kısmını ana hatlarıyla belirtirsek durum açıkça görülür. Sevk ve idare edenler, karar, takip ve intaç (sonuçlandırma) noktasında kalırlarken, bu işlerin yapılması başa insanlara kabiliyetleri nispetinde dağıtılır.

Üyeler arasında irtibatların kurulması (teşkilatlanma), topluluğa üye insanlar ile eş ve çocuklarının toplumun amaçları doğrultusunda eğitilmeleri, söz konusu topluluğun amaç ve çalışma esaslarının topluluk dışındaki insanlara tanıtılması, topluluk içi ve dışı faaliyetlerinin yapılması, çalışmalar için gerekli maddi finansmanın tedarik ve temini,  işlerin sekretaryasının yapılması, iç bünye ve dış bünyede insanlarla sosyal konularda çalışmaların yapılması, tanıtım araçlarının (gazete, dergi ve televizyon) kurulması ve işletilmesi gibi daha birçok iş…

FERTLERİN DURUMU

İslamî bir toplumda fertler, manevi duygularla mücehhezdirler (donatılmışlardır). Dolayısıyla yaptığı her işten, yapması gerekirken yapmadığı her işten Cenab-ı Hak’kın kendisini hesaba çekeceğini bilmekte, bu sebeple de hem mesaisine ve hem de yapmakta olduğu işine dikkat etmektedirler. Kalbinde Allah korkusu bulunan bir memur, çalışma saatleri içinde mesaisini kendi özel ihtiyaçları için harcayamaz.

Hazreti Ömer Hilafet görevini yürütürken bir gün yanına bir dostu gelir. Hava karanlıktır ve ortada bir mum yanmaktadır. Dostu Ömer’in yanına gelince, Ömer yanmakta olan mumu söndürür ve bir başka mumu yakar. Dostu bu işe hayret eder ve sorar. “Ya Ömer, ben yanına geldiğimde yanan bir mum vardı. Sen onu söndürdün ve bir başka mumu yaktın. Bunun sebebi nedir” der. Hz. Ömer de şöyle cevap verir: “Evet. Yanmakta olan mumu söndürdüm. Zira o mum devletin mumu idi. Hâlbuki sen bir dostum olarak yanıma geldin. Seninle sohbet edeceğimizi bildiğim için, devletin mumunu söndürdüm ve özel işlerimde kullandığım kendi mumumu yaktım” der.

Rüşvetin, devletin malını ve parasını dolandırmanın, kendi yandaşlarını devletin işine alarak devleti bir çiftlik haline getirmenin, iş bilicilik veya iş bitiricilik sayıldığı günümüzde yukarıda anlatılan olayın bir hikâye veya bir masal gibi algılanması gibi gayet doğaldır.



Bu yazı 1607 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
GAZETEMİZ

YAZARLAR
HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YUKARI