Bugun...


Mehmet AYCAN

facebook-paylas
Teknolojik ilkellik 20-06-2020
Tarih: 20-06-2020 09:37:00 Güncelleme: 20-06-2020 09:37:00


Cuma günü yayınlanan “Biraz felsefe yapalım” başlıklı yazı yankı buldu

Yazı aslında Dünya’nın en teknolojik devleti ABD  vatandaşlarının mutsuzluğu ve teknolojinin insan üzerindeki etkisi konu ediliyordu…

Başlık sonrası yazı şöyle başlıyordu

“Ve de soralım; mutlu musunuz….

Aslında bu sorunun cevabı net bilinmiyor. Mutluluk görece bir kavram ve her an her kişiye göre değişiyor.

Sizi mutlu eden şey bir başkasının kâbusu olabilir… Bugün sizi mutlu eden şey bir saat sonra acı verebiliyor...

Birde ülkelerin mutluluğu var; yani toplumların geniş yığınların mutluluğu...

Elbette herkesi bir dokunuşla  sevinçten havaya uçuramazsınız… Ama ülkeniz ekonomide, bilimde, sanatta, teknolojide ve de aklınıza gelen her şeyde lider ülkeyse galiba mutlu olursunuz.

Ama olunmuyormuş…”diyor sonra da ABD’de yayınlanan bir anketin sonuçlarını veriyordu.

Anketin son belirlemesi ABD’lilerin son 50 yılın en mutsuz günlerini yaşadıklarını söylemesiyle bitiyor.

 

Bir soru daha geliyordu yazıda

“Neden olabilir sizce…”

Sonra yanıt aranıyordu; Yanıtı basit; sevginin ve sevginin oluşturduğu saygının olmadığı toplumlarda mutluluk çok zor bir şey… Teknolojik yaşam denilen şey işte bu hasleti insan içinden söküp atıyor…

Ne yazık ki bizim toplumumuzda koşar adım o noktaya doğru gidiyor…

 

Öyle mi?

Özlem Ülkü yaptığı analizde “Hiç kimsenin mutluluğu bir diğerinin kabusu olmamalı bence. Toplumsal düşünebilmeyi bilsek böyle olmaz asla diye düşünüyorum. Her şeyde lider bir ülke olabilseydik emin olun herkes çok mutlu olabilirdi. Norveç ve Küba gibi... Mutlu olunmuyorsa eğer, bu, söylendiği gibi mutlu bir ülke olunmadığının bir göstergesidir tam anlamıyla. Kapitalist sistem ile yönetilen toplumlarda sevgi ve saygı asla olamaz. O yüzden mutlu olmak çok zor. Bizim toplumumuz da bu sistemle yönetildiği için mutluluk oranı zaten çok çok az, hatta yok da denilebilir.” diyor

Sayın Ülkü, dünya ya bakış açısını da özetlemiş.

Bu analize göre; ülkelerin ekonomik doktrinleri toplumsal mutluluğun barometresi…

Bir noktada ABD’de pandemi sonrası yansıyan haberlere göre çalışan nüfusun yarısı işsiz kalınca Sayın Ülkü’ye hak vermemek elde değil.

Figen Emine Angın ise ilginç bir yaklaşımla toplumun depresif yapısını anlatıyor…

Sayın Angın da diyor ki; “Çok çetrefilli bir konuya girmişsiniz öncelikle benim gözümde insanlar çok mutsuz bu mutsuzluğu giderebilmek içinde teknolojiye yönelmiş ve kendilerini yalnızlaştırmış. İlk etapta yalnızlık cazip gelse de bir o kadar çöküntünün ve tükenmişliğin içine düşmüşler. Bu depresif insan yoğunluğu için devletin şebeke sularına antidepresan katması şart! Birde devlette dahil olmak üzere tüm insanlık tükenmişlik sendromunun ta göbeğinde. Pandeminin oluşturduğu mutsuzluk ve yalnızlık tüm insanlığın sorunu oldu…

 Güven ortamının yok oluşu sevginin ve saygının kayboluşu evrensel bir  tükenmişliği ortaya çıkıyor.

Yeni nesil felsefecilerin suskunluğu yeni yaşam biçiminin belirsizliği de tükenmişlik sendromu, bu da mutsuz insanların yaşadığı bir dünya gerçeğini bize hatırlatıyor.

Tüm bu belirtiler ilk yaşamı çağrıştırıyor.

Şöyle bir düşünün tüm teknolojik olanaklara sahip ilkel dürtüleri olan mutsuz doyumsuz çıkış arayan toplumlar…

Ortalık cehenneme döner….



Bu yazı 866 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
GAZETEMİZ

YAZARLAR
HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YUKARI