Bugun...


Hüseyin TANRIKULU

facebook-paylas
KADINA ŞİDDET KONUSU 25-8-2019
Tarih: 25-08-2019 16:20:00 Güncelleme: 25-08-2019 16:20:00


Kadınlar önce genç bir kızdır. Yüreği kıpır kıpır, hevesleri capcanlı, eli yüzü taptaze ve masum.

Sonra hevesle evliliği seçerler. Genelde sevdiği ve hoşlandığı bir erkeği seçerek hayata başka bir kapıdan girerler. 

Kadının da erkeğin de her yönüyle saygıdeğer olduğunu umumi kabul olarak ifade ederiz hep. 

Ne var ki hayatın kimi çekilemez yönleri, bazen de aşırı imkan ve refahın  çılgınlığı ile cinsel dürtülerin azgınlığı iki taraftan birini tamamen yoldan çıkarıverir.

İşte bu yoldan çıkışın asıl sebeplerinden biri de CEHALETE dayalı hissi olaylardır.

Erkek eşini aldattığı zaman  affedersiniz " Zamparalık " sayılıp çirkin bir böbürlenme vesilesi bile olur. Oysa tam bir ahlaksızlık ve eşe karşı sadakatsizliktir. Tam da bir nefse uyma, geçici bir çirkinliğe teslim olma halidir.

Bu kadın için düşünüldüğünde kullanılan sıfatı burada ifade etmem mümkün değildir.

Kadınlar genelde sabırlı, affedici, katlanıcı, yuvayı dağıtmama adına gururundan bile fedakarlık yapan kıymetli insandır.

Erkekler kadınlar kadar ailesine ve çevresine karşı kendisini sorumlu görmezler. Tam bir haksızlık olsa da bu böyledir. Hata yaparlar, ihanet ederler, ama bir de üstüne üstlük tek taraflı anlayış beklerler. Yani adaletsizlik onlar için pek de önemli bir durum sayılmaz.

Kadınlar için çekilmez hale gelen bir aile hayatı artık birlikte olmaya imkan bırakmayacak derecede zedelenir, hatta bozulursa, ayrılık da zorunlu hale gelmektedir. Ne var ki, çoğunlukla erkekler bu konuda kadının hassasiyetini ve içinde biriktirdiği acıları ve  doğan kin duygularını hiç hesaba katmazlar. Bu durum sonunda büyük bir drama yol açıverir.

Kadına şiddetin başlıca sebebi erkeğin dikkatsizliği, vurdumduymazlığı, ahlak dışı fiileri kendisine mübah görüşü,kendisini eşine karşı daha güçlü hissetmesi ve her kötülüğüne katlanabileceği hesabıyla hareket etmesi gibi hallerden kaynaklanmaktadır.

Oysa erkeklerin hesap edemediği ve işlerine gelmediği için kabullenemeyecekleri bir durum da vardır. Kadın da bir insandır ve onun da nefsi vardır, aklı vardır, hisleri vardır, en önemlisi sınırlı bir tahammül gücü vardır. Neticede bu tahammül gücü acı bir biçimde tükendiği ve artık hayatın onlar açısından çekilemez olduğu noktada her şey alt üst olur. Kadın artık yorulmuş, mücadele kaabiliyetini kaybetmiştir. Yapacağı şey erkeğini terketmektir. Ne tekim öyle yaparlar.

Zorla güzellik olmaz diye ayrılmaya karar verirler. Varsa tabii ki olan çocuklara olmaktadır.

Bu meselede bir istisnai durumu da unutmadan göz önünde bulundurmak gerekir. O da kadının erkeğine ihanetidir.

Böyle nadiren rastlanan olaylarda erkeklerin bizim toplumumuzda ilk baş vurduğu yöntem şiddet olmaktadır. Bu durumda da mağdur ve perişan olan yine kadınlar olmaktadır.

Mesele çok derin bir toplumsal sorun halinde önümüzdedir.

Her gün kadına şiddet olaylarıyla, cinayetlerle sonuçlanan aile dramlarına şahit oluşumuzun sebeplerini çok iyi araştırmak ve tek yanlı düşünce ile hareket etmeden soruna önce aileler içinde çözüm bulmaya, daha sonra da başka çözümlere yönelmeye ihtiyaç vardır.

Bizim toplumsal değerlerimizi bir yana bırakıp, ekonomik zorluklara rağmen lüks içinde yaşamaya özenip borç batağına saplanan ve sonunda pişman olsalar bile aile yuvalarının dağılmasına sebep olanların ibretlik halleri herkese ders olmalıdır.

Ekonomik sıkıntı ve açmazların aile içi şiddetin doğmasında çok önemli bir rolü olduğunu da kabul etmek durumundayız.

Kadın, erkeğin kol kanat gerip tüm haklarına saygı göstermesi gereken değerli bir eş ve saygıya değer bir varlıktır.

Hele de çalışan kadınların halini düşündükçe, erkeklerin onlara karşı ödemesi gereken borcu kıyamete kadar katlanacaktır.Hem ev dışında işyerlerinde ve hemde eve geldiklerinde eşi ve çocuklarının tüm hizmetleriyle tez zamanda yıpreanan günümüz kadınlarına bir de olmayacak bir şiddet biçimiyle muamele etmek hem çok yazık, hem çok günah, hem çok ayıp ve hemde affedilmemesi gereken bir suçtur.

Kadınlarımıza gerektiği şekilde davranmak aynı zamanda dinimizin bir gereği olarak  hem farz ve hem de yerine göre sünnettir. Bunu da asla unutmamak lazımdır.

 

 



Bu yazı 1975 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
GAZETEMİZ

YAZARLAR
HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YUKARI