Bugun...



Suriye Geçici Hükümeti Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı Selim İdris, Afrin ilçesindeki Hamza Kuvvetleri'ne ait Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda AA muhabirine yaptığı açıklamada, askeri muhalif grupların Fırat'ın doğusuna yapılacak operasyona ilişkin ha

Suriye Geçici Hükümeti Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı Selim İdris, Afrin ilçesindeki Hamza Kuvvetleri'ne ait Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda AA muhabirine yaptığı açıklamada, askeri muhalif grupların Fırat'ın doğusuna yapılacak operasyona ilişkin hazırlıklarını değerlendirdi. Suriye Milli Ordusu Fırat'ın doğusu için hazır Suriye'de Beşşar Esed rejimine karşı savaşan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) grupları, geçen cuma Suriye Geçici Hükümetine bağlı Suriye Milli Ordusu (SMO) adı altında birleştiklerini duyurmuştu. İdris, Fırat'ın doğusundaki bölgelerin Suriye topraklarının bir parçası olduğunun altını çizerek, "Bu topraklar, PKK ve PYD'li terörist elebaşlarının büyük kısmını oluşturduğu SDG'nin kontrolü altında. Bu teröristler bölge halkını evlerinden etti. Bizim bu safhadaki görevimiz topraklarımızı işgal eden teröristleri defederek, yerlerinden edilenleri yeniden evlerine döndürmek olacak." diye konuştu. Bölgede güven ve istikrar ortamını yeniden sağlamayı amaçladıklarını ifade eden İdris, "Terörist çetelerin bölgeden çıkarılması Türk kardeşlerimizle ortak hedefimizdir. Suriye’yi bölmek isteyen bu çeteler ayrıca Türkiye’nin güvenliğini ve istikrarını bozmayı amaçlıyor." değerlendirmesini yaptı. "Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyona hazırız" İdris, "Fırat’ın batısını DEAŞ teröründen özgürleştirdiğimiz gibi Fırat'ın doğusunu da terör çetelerinden kurtaracağız. Halkımız güven ve barış içinde yaşayacak. PKK, PYD çeteleri Suriye'yi bölmek ve Türkiye'nin de güvenliğini tehdit etmek istiyor." tespitinde bulundu. ÖSO gruplarının birleşmesiyle hafife alınamayacak bir güç oluşturduklarını belirten İdris, "Milli Ordu olarak Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyona hazırız. Planlarımız ve hazırlıklarımızı hazırladık. Allah'ın izniyle bu operasyonda yer alacağız. Bu katılım bizim halkımıza ve dostlarımıza görevimizdir. Askeri grupların birleşmesi operasyon öncesi bize moral oldu." dedi. Terör örgütü YPG/PKK işgali altına yaşamak zorunda kalan bölge halkına seslenen İdris, şunları kaydetti: "Fırat'ın doğusundaki bölge halkı, bizim vatandaşımızdır. Hangi etnik yapıdan olursa olsun onlarla gurur duyuyoruz. Hiçbir etnik yapı veya dini grup arasında ayrım yapmayacağız. Oradaki halkımıza, PKK ve PYD ayrılıkçı terör örgütlerinin DEAŞ'tan bir farkı olmadığını söylüyoruz. 'Ülkemizi bölmek için geldiler, her yeri yerle bir ettiler.' Bunu ifade ediyoruz. Bu örgütler bölgeyi yakmak isteyen yabancı güçlerin amaçlarını hayata geçirmek istiyorlar." "Milli Ordu'nun Fırat'ın doğusuna girmesiyle DEAŞ'ın güçleneceği iddiaları asılsızdır" Türkiye ve SMO'nun Fırat'ın batısını DEAŞ teröründen temizlediğini anımsatan İdris, "Milli Ordu'nun Fırat'ın doğusuna girmesiyle DEAŞ'ın güçleneceği iddiaları asılsızdır. Bu sözlerin gerçekle bir alakası yoktur. Bize yönelik bu iftiraları kesinlikle kabul etmiyoruz. Gerçek şu ki Batılı ülkeler, isteseler DEAŞ'ı bir haftada yok ederlerdi. Ancak bölgede güvenliğin yok olmasını, istikrarın ortadan kalkmasını amaçlıyor." diye konuştu. Suriye'de YPG/PKK'nın adını kullandığı SDG'nin DEAŞ'a karşı sözde mücadele adı altında kuruluşunu "tiyatro" olarak niteleyen İdris, şöyle devam etti: "SDG'nin ne amaçla kim tarafından kurulduğunu da iyi biliyoruz. Bu tiyatroyu yazan ülkeler, terör örgütleri SDG, PKK'yı desteklemektedir. Biz Esed rejimiyle ortak hareket eden DEAŞ'ın SDG ile savaşmadan nasıl çekildiğini gördük. Bu üçlünün arasındaki iş birliğini iyi biliyoruz. SDG, rejim ve DEAŞ, Suriye devrimine karşı birlikte hareket etti. Suriye devrimi zulme diktatörlüğe karşı başladı. Özgür dünya ülkelerinden mücadelemize destek olmalarını ve bizi bu rejimden kurtarmalarını istedik. Ancak onlar inandıkları özgürlük ilkelerinden vazgeçerek, kendi planlarını hayata geçirerek krizin uzamasına yol açtılar. Bu ülkeler Suriye'de ayrılıkçı terör örgütlerini desteklemektedir."

facebook-paylas
Tarih: 07-10-2019 17:26


Antalya

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, bu yıl "Geleceği İnşa Etmek" temasıyla 10'uncusu düzenlenen Türkiye Enerji Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin sürdürülebilir piyasa ekonomisi anlayışına dayalı fırsatlar sunan bir ülke olduğunu söyledi.

'Türkiye Yavuz sondajıyla Rum yönetiminin hesaplarını bozdu'

Türkiye'nin artık bölgesinde enerji sektöründe bir "rol model" olduğunu vurgulayan Dönmez, son 16 yılda sektöre 100 milyar doların üzerinde yatırım yapıldığını anımsattı.

EPDK Başkanı Yılmaz: Elektrikte hizmet kalitesi 'bonus' sistemiyle artacak
Taçoy: Türkiye ve KKTC’nin haklarını sonuna kadar savunacağız

Dönmez, gelecek 3 yılda Türkiye ekonomisinin yüzde 5 büyümesiyle enerji talebinin de artacağını ve bu büyümenin birçok fırsat oluşturacağını anlattı.

Bakan Dönmez, bu kapsamda, her türlü düzenleme, mevzuat ve teşvikleri hayata geçirmeye hazır olduklarını dile getirdi.

Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışmasının yoğun başvuruyla tamamlandığını belirten Dönmez, kendi enerjisi ve teknolojisini üreten Türkiye'nin daha güçleneceğini söyledi.

Dönmez, şöyle devam etti:

"Ülkemizin 70 yıllık hayali olan ilk nükleer santrali Akkuyu'nun ilk ünitesini 2023 itibarıyla devreye alıyoruz. Türkiye, Akkuyu ile nükleer teknolojiyle tanışmış olacak. Akkuyu'nun bir diğer önemli boyutu da bilgi transferi gerçekleştirmiş olmak. Rusya'nın üniversitelerine gönderdiğimiz gençlerimiz oradaki bilgiyi ülkemize taşıyor. İnşallah, Türkiye bir teknoloji devrimi yaşamış olacak." 

AA Canlı
✔@AACanli

#Canlı: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Antalya'da 10. Türkiye Enerji Zirvesi'nde soruları yanıtlıyor https://www.pscp.tv/w/1eaJbAwdjPaGX 

Anadolu Ajansı @anadoluajansi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, Antalya'da 10. Türkiye Enerji Zirvesi'nde konuşuyor

pscp.tv
46
11:44 AM - Oct 7, 2019
Twitter Ads info and privacy

See AA Canlı's other Tweets

Akdeniz'de kararlılık vurgusu

Dönmez, petrol ve gazda arama ve üretim çalışmalarının da hızlandırıldığını, denizlerde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) ruhsat sahalarında sismik arama ve sondaj çalışmalarının sürdüğünü anlattı.

Akdeniz'de Türkiye'nin kararlılığı ve ciddiyetini tüm dünyanın anlaması gerektiğini vurgulayan Dönmez, "Türkiye olarak Akdeniz’deyiz, KKTC’nin ve Kıbrıs Türklerinin haklarını sonuna kadar savunacağız. Geçtiğimiz hafta Yavuz’un yeni bir seferde olduğunu, Güzelyurt-1’e doğru sondaj yapmak üzere yola çıktığını duyurmuştuk. Cumartesi günü lokasyonuna ulaştı ve sabitleme çalışmalarına başladı. Son hazırlıklar tamamlandı. İnşallah bugün ya da yarın sabah Yavuz yeni sondajına başlayacak. Matkap dönmeye başlayacak. Haberi her an gelebilir." ifadelerini kullandı.

"Arayacağız, araştıracağız varsa, mutlaka bulacağız"

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklılığının Birleşmiş Milletler nezdinde de kayıtlı olduğunun altını çizen Dönmez, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Doğu Akdeniz’de enerji korsanlığına geçit vermeyeceğiz. Türkiye, bölgesinin hiçbir zaman göz ardı edilemeyecek bir ülkesidir. Biz, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızın farkındayız, takipçisi olacağız. Hiçbir güç bizi çalışmalarımızdan alıkoyamaz. Arayacağız, araştıracağız ve varsa, mutlaka bulacağız. Yerli teknolojiyle sınıf atlattığımız gemilerimiz ve gece gündüz milletimizin aydınlık geleceği için canla başla çalışan mühendislerimiz var. Bu konudaki öz yeterliliğimiz inşallah bizlere güzel günlerin kapılarını aralayacak. Bir zamanlar bu işleri yapmak için ne finansal gücü ne de teknik altyapısı olan Türkiye nerede, şimdi iki sondaj gemisinin yanına üçüncüsünü almak için girişimlerde bulunan ve Doğu Akdeniz’de hakkını yedirmeyen Türkiye nerede?" 

Dönmez, Türkiye'nin uluslararası doğal gaz boru hattı ve depolama projelerine de değinerek, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu Avrupa bölgesinde dört sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) terminaline sahip tek ülke olduğunu bildirdi. 

Beşinci terminalin inşasının da sürdüğünü aktaran Dönmez, "Mevcut LNG kapasitemizi 2016’ya göre 4 katına çıkardık. Saros, sıvılaştırılmış doğal gaz depolama ve yeniden gazlaştırma terminali (FSRU) tesisimizin de devreye girmesiyle günlük pik tüketimin yaklaşık yarısını LNG altyapımızdan karşılayabilecek duruma geleceğiz." dedi. 

Enerji Çalışanları Haftası

Dönmez, elektrik dağıtımında Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ) tarafından hayata geçirilen "Aydınlatma Mobil Takip Uygulaması" ile vatandaşların nerede olursa olsunlar, aydınlatma sorunlarını bu sistem üzerinden direkt olarak iletebileceklerini ifade etti. 

Uygulama ile bugüne kadar yaklaşık 210 bin şikayet aldıklarını söyleyen Dönmez, bunların yüzde 99,47’sinin giderildiğini belirtti. 

Dönmez, yaklaşık 500 bin çalışanı olan enerji piyasası için, sektörden gelen talepler doğrultusunda kasım ayının ikinci haftasının "Enerji Çalışanları Haftası" olarak kutlanacağını sözlerine ekledi.

"Fatih sondaj gemisinin çalışmaları sürüyor"

Dönmez, zirve kapsamında düzenlenen özel oturumda moderatörlerin sorularını yanıtladı. 

Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından verilen ruhsat alanlarında haklarını sonuna kadar kullanılacağını dile getiren Dönmez, 5-6 yıldır devam eden sismik araştırma sonucunda sondaj noktalarının belirlendiğini söyledi. 

Dönmez, yaklaşık 2 yıl önce Türkiye'nin filosuna kattığı Fatih sondaj gemisinin şu anda Kuzey Kıbrıs'ın batısında sondaja devam ettiğini anlatarak, "Finike bölgesinde 4 bin 300 metrede sondajına devam ediyor. Belki 500-600 metre daha ilerledikten sonra 5 bin metrelerde hedef noktaya ulaşmış olacağız. Bugünden bir şey demek zor. Hatta sondaj bittikten sonra bile bazı analizlerin yapılması gerekiyor." diye konuştu. 

Yavuz sondaj gemisinin de Karpaz bölgesindeki ilk sondajını tamamlayarak Güzelyurt-1 sahasındaki çalışmalarına başlayacağını aktaran Dönmez, Yavuz gemisinin bölgede 5 bin metre sondaj derinliğine ulaşacağını bildirdi. 

Dönmez, deniz sondajlarındaki gelecek planlarına ilişkin ise "Buradaki programımız bittikten sonra gemilerden birini Marmara ya da Karadeniz'e çekebiliriz. Şu anda Karadeniz ile ilgili çalışmalar devam ediyor, Marmara da aynı şekilde. Bunları artırarak devam edeceğiz." açıklamasında bulundu.

Güneydoğu'da petrol, Trakya'da gaz bulundu

Türkiye'nin karada yaptığı arama ve üretim çalışmalarının da son hızla devam ettiğini vurgulayan Dönmez, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) bu yıl 140 adet açılması hedeflenen sondaj kuyusunun bir kısmının keşif, bir kısmının ise üretim amaçlı olacağını belirtti. 

Dönmez, TPAO'nun tükettiği rezerv kadar yerine yeni rezerv koyma hedefiyle hareket ettiğine dikkati çekerek şunları kaydetti:

"Türkiye uzun bir aradan sonra ilk defa günlük 50 bin varil ortalama üretim seviyesinin üzerine çıktı. Şu anda tam olarak lokasyonunu paylaşamıyorum ama zaman zaman yeni keşiflerin bilgisi geliyor. Güneydoğu'da bir petrol keşfimiz var. Yakın bir süre içinde açıklayacağız. Trakya'da da gaz keşfimiz var. Bunların testleri henüz tamamlanmadığı için lokasyonlarını açıklamıyoruz fakat bunlar sevindirici gelişmeler. Yıl başında yaklaşık 3 milyar metreküp bir keşfimiz olmuştu. Bir diğer sevindirici gelişme de hidrolik çatlatma yöntemiyle petrol ve gaz üretimine başlamamız. TPAO'nun düşey hidrolik çatlatmayla ilgili ilk sahası Diyarbakır'da üretime geçmişti. Şimdi, önümüzdeki haftalarda bitecek. Yatayda da çatlatma yapmak suretiyle bu teknolojiyi kullanacağız. Trakya'da hem bir özel sektör kuruluşunun hem de TPAO'nun bir doğal gaz keşfi de var. Bu yöntem, klasik yöntemlerle üretilemeyen sahalardaki üretimin yapılmasını sağlıyor. Dolayısıyla üretimde bir artış bekliyoruz."

Türkiye'nin enerji sektöründe önemli bir değişim yaşadığını dile getiren Dönmez, en fazla varlık özelleştirilen sektörün enerji olduğunu kaydetti. 

Dönmez, kamunun toplam elektrik kurulu gücünün yüzde 20'sini, üretimin ise yüzde 15'ini elinde bulundurduğunu ve kamuya ait küçük hidroelektrik santrallerinde özelleştirmelerin devam edeceğini ifade etti. 

Bundan sonraki dönemde yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payının yüzde 50'nin üzerinde seyredeceğini söyleyen Dönmez, "Elimizdeki doğal gaz varlıklarımız çok önemli ve onlara her zaman ihtiyacımız olacak ama artık ithal kaynağa dayalı bir tesis kurulmayacak." şeklinde konuştu. 

Dönmez, Türkiye'nin artan kurulu gücüne bağlı olarak bölgedeki ülkelerle elektrik ticaretini de artırdığına işaret ederek, Türkiye yatırım yapan şirketlere "iç piyasa odaklı düşünmeyin" tavsiyesinde bulundu. 

Mini YEKA ihaleleri 2020'nin ilk çeyreğinde yapılacak

Öte yandan, Türkiye'nin Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalelerine de devam edeceğini bildiren Dönmez, "Mini YEKA projeleri için önümüzdeki haftalarda ilana çıkarız. 2020'nin ilk çeyreğinde de ihaleleri yapmış oluruz." dedi. 

Dönmez, ayrıca Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) hakkındaki düzenleme ve çalışmalarının da devam ettiğine değindi. 

Çatı tipi güneş enerjisi santrallerinin kurulumunda artış olabileceğini aktaran Dönmez, "Bu projelerde artık geri dönüş süreleri 10 yılın altına düştü. Buna uygun iş ve finansman modellerinin de birlikte gelişebileceğini düşünüyorum. Bankalarla da görüşüyoruz. Burada büyük bir fırsat var." dedi. 

Dönmez, Türkiye'nin doğal gazda arz güvenliğinde yaptığı çalışmalara ilişkin, Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama tesisinin kapasitesinin 5,5 milyar metreküpe kadar çıkacağını vurguladı. 

Silivri'deki 2,8 milyar metreküp kapasiteli yer altı depolama tesisinde kapasite artış ihalesinin bugünlerde yenileneceğini dile getirerek, "Böylece, bu tesisin kapasitesi de yaklaşık 4,6 milyar metreküpe gelmiş olacak. Bununla birlikte BOTAŞ, yer altı depo kapasitesi olarak önümüzdeki 4-5 yıl içinde 10 milyar metreküpe ulaşmış olacak." diye konuştu. 

Dönmez, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) payının hem dünyada hem de Türkiye'de giderek arttığını anımsattı. 

Türkiye'nin bulunduğu konum itibarıyla avantajlı olduğunu dile getiren Dönmez, sözlerini şöyle tamamladı:

"Biz de bu avantajı tüketicilerimizin lehine kullanmak için değerlendirmiş olduk. İki tane yüzer LNG depolama ve yeniden gazlaştırma terminali ekledik ve sisteme boru gazı dışında LNG giriş kapasitesini artırdık. Böyle bakıldığında, Türkiye'nin yıllık olarak neredeyse 30 milyar metreküplük LNG'yi gazlaştırma kapasitesi yakaladığını teknik olarak gördük. Bunun yaklaşık üçte birini kullanıyoruz. Bir taraftan da yıllık gaz tüketimimizin 50 milyar metreküp olduğunu dikkate aldığımızda, bu yatırımlarla tüketimin yarısını artık LNG yoluyla alabilir hale gelmişiz. Türkiye'yi tamamen boru gazına bağımlılıktan kurtarmış olduk. Geçmiş yıllarda yüzde 80-90 seviyesinde olan boru gazı bağımlılığımızı, teknik olarak yüzde 50 seviyesine düşürdük."







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNCEL Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
GAZETEMİZ

YAZARLAR
HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
YUKARI YUKARI